Kars, Doğu Anadolu’nun kalbindeki serhat şehri olarak tarih ile doğanın iç içe geçtiği bir noktada yer alır. Şehrin mimarisinde Baltık etkilerini görmek mümkün; eski konaklar ve taş yapılar, soğuk iklimin kendine özgü sıcaklığıyla buluşur. İpek Yolu’nun izlerini taşıyan bu kent, yüzyıllardır farklı kültürleri konuk etmiş ve bu çeşitlilik mutfaklara, sanatlara ve geleneklere yansımıştır. Divan-ı Lügat-i Türk’teki kökeniyle dikkat çeken bu isim, bölgenin hayvancılık ve tekstil mirasına dair ipuçları sunar. Rus işgalinin mirası olan mimari dokular, şehir merkezini ziyaretçilerine adeta açık hava müzesine dönüştürür.

Coğrafi konum olarak Türkiye’nin en yüksek şehirlerinden biri olan Kars, 1.768 metre yükseklikteki platolarda yükselir. Komşuları Ermenistan ve Gürcistan ile olan sınırları, bölgeyi stratejik bir köprü konumuna getirir. Kürt iklim, soğuk ve uzun kışlar ile belirginleşir; yaz ayları ise kısa ve serin geçer. Bu iklimsel denge, bölgenin hayvancılığını, çayır‑mera zenginliğini ve dolayısıyla yöresel ürünlerin kalitesini doğrudan etkiler. Yaz aylarında artan yağışlar doğal manzaraları canlandırır; güneşli günlerde gökyüzü açıktır ve çayırlar yemyeşil görünür.


